Thursday, December 25, 2014

giderken

onu terk edeceğimi anladığında, ellerinin mimikleri kontrolden çıktı. geri adım atmıyordu, ama parmaklarına söz geçiremiyordu. bir elini yukarı kaldırdı; “ben ne yaptım ki?” dercesine... ve hiç olmadığı kadar mantıklı, yerinde sorular sormaya başladı:

“beni neden kandırdın? neden hayatım boyunca yanında olacağına inandırdın beni?”

hiç bu kadar masum, bu kadar bağlı, bu kadar ehil olmamıştı. sanki bugüne kadar kendisine gösterilen tüm müsamahaları hiçe sayan o değilmiş gibi. daha yeni ağlamıştı; gözlerindeki makyaj akmıştı. film sahnesi gibi bir öfkeyle bavulunu toplamaya koyuldu. tek gözü bendeydi. ona “gitme” dememi bekliyordu. ama içindeki o çocuk —ehlileşmek nedir bilmeyen dağ insanı— bir yandan da, onu tutmamam için dua ediyordu.

şimdi gelelim asıl meseleye. bu terk edişin, bu gidişin ardındaki sebepleri birlikte düşünelim.

hayatınızda zaten hiç bir zaman tam anlamıyla var olamayacak birinin, kapıyı çarpıp çıkışının sesi hâlâ uzay boşluğunda yankılanırken... birlikte gittiğiniz ilk sinema bileti, ortak hayatın getirdiği o karmaşa, ve yıkanmayı bekleyen kirli çamaşırlar hep yerli yerinde durur.

yine de... yalnızlık bana çok yakışıyor, değil mi?

Sunday, August 24, 2014

hiçbir şey anlatamıyorum

 travesti caner abiyle şişli'de bir kahvehanede oturup saatlerce muhabbet eden insanlardan olmadım ben. hiç öyle derinliklerim olmadı. hep yüzeydeydim, genelde sığ sularda yüzdüm.

derinliğimizi birine karşı ne kadar koruyabilirsek, bize duyulan aşk da, sevgi de o gizemin perdesiyle doğru orantılı olarak uzun ömürlü olur.

çünkü keşfedildiğimizde, yani çözüldüğümüzde... bize karşı duyulan duygular azalır. hatalarımız görünür hale gelir. insanlar bizden yavaşça uzaklaşır. önce ruhları gider, sonra bedenleri. bizim ruhumuzdan başlar kopuş, sonra bedenimizi de terk ederler.

bu ne hayatın sillesi, ne de onun acımasızlığı. hayat öyle yaşayan bir organizma falan da değil zaten. sadece tesadüf ve olgulara verdiğimiz tümevarımsal bir isim. o kadar.

arkadaşlar, hayatın çözülecek bir tarafı yok. çözseniz bile “bu muydu yani?” der, sonra yeni maceralar, yeni anlamlar, daha heyecanlı gerçekler ararsınız.

beni bir gün tunalı caddesi’nde, yere bakarak yürürken, ellerim cebimde görebilirsiniz.

sevgiler.