travesti caner abiyle şişli'de bir kahvehanede oturup saatlerce muhabbet eden insanlardan olmadım ben. hiç öyle derinliklerim olmadı. hep yüzeydeydim, genelde sığ sularda yüzdüm.
derinliğimizi birine karşı ne kadar koruyabilirsek, bize duyulan aşk da, sevgi de o gizemin perdesiyle doğru orantılı olarak uzun ömürlü olur.
çünkü keşfedildiğimizde, yani çözüldüğümüzde... bize karşı duyulan duygular azalır. hatalarımız görünür hale gelir. insanlar bizden yavaşça uzaklaşır. önce ruhları gider, sonra bedenleri. bizim ruhumuzdan başlar kopuş, sonra bedenimizi de terk ederler.
bu ne hayatın sillesi, ne de onun acımasızlığı. hayat öyle yaşayan bir organizma falan da değil zaten. sadece tesadüf ve olgulara verdiğimiz tümevarımsal bir isim. o kadar.
arkadaşlar, hayatın çözülecek bir tarafı yok. çözseniz bile “bu muydu yani?” der, sonra yeni maceralar, yeni anlamlar, daha heyecanlı gerçekler ararsınız.
beni bir gün tunalı caddesi’nde, yere bakarak yürürken, ellerim cebimde görebilirsiniz.
sevgiler.