karl marx, üretim
araçlarının komün tarafından sahiplenilmesi gerektiği teorisini, kapitalizmin
zayıf yanlarını teşhis ederek, bu zayıf tarafların hiçbir zaman
bertaraf edilemeyeceğini, bu yüzden de üretim araçlarının el değiştirmesinde
devrimci bir yaklaşımda bulunulması gerekliliğini benimsemiştir. keza, dünya tarihinin ev sahipliği yapmış
olduğu sosyalist değişimler de reformlarla değil, pek çoğu kez devrimlerle
gerçekleşmiştir.
kendisi, kârı, emek soygunluğunun afilli bir tanımlaması olarak görmüş, imtiyaz ve sermaye
sahiplerinin her zaman kârmarjı maksimize etmesini, emeği üreten kişilere
ederinden daha az karşılık verilmesi üzerine teorilendirmiştir.
komünizm'i muhteşem bir dünyada, muhteşem şartlar altında, muhteşem bir toplum için muhteşem bir çözüm olarak varsayarsak, bugün içerisinde
bulunduğumuz konumun sorunlarını anlamak için marx’ı anlamanın bir tercihten
çok zaruriyet olduğunu konusunda reformist özgürlükçüler hemfikiriz. komünist
felsefeyi, liberal ekonomik düzeni iyileştirmek ve özgürlükçü sosyalist düzen ile ilgili
genel geçer kuramlar kullanmak için bir teşhis aracı olarak görebiliriz. örnek olarak;
- işçi emeğinin karşılığının adil belirlenmesi ve refah dağılımının yapılmasında sosyalist-neoliberal sınırların kanunlarca korunmasına yönelik doktrin çalışmalarının yapılması
- liberal ekonomilerde uzun vadeli borç, büyüme eğrisi ve kısa vadeli borç döngüsünün yarattığı doğal resesyon, depresyon ve genişleme iniş çıkışlarının optimize edilmesi üzerine borçlanma ve büyümenin kapitalist bir yaklaşımdan çok, reformcu bir sosyalizm ile belirlenmesi
- işçinin, yaptığı işi hissetmesi ve inandığı şeyi yaratması gerekliliğini, meslek okulları tarzında ayrımların çok daha erken yaşta yapılmasına zemin hazırlama ve bununla paralel bir eğitim reformu
- fazla üretim hedeflerinin yine reformist neoliberal bir yaklaşımla, seviye ile paralel şekilde artan bir biçimde vergilendirme dilimleri ile zorunlu fazla mesai, zorla çalıştırma gibi kaba kapitalist eğilimlerin törpülenmesi ve bu yolla elde edilen iratların, insanların tembellik hakkı kullanması hususunda kullanılması, dolayısıyla reaktif bir döngü olarak gereğinden fazla üretmemek-tüketim optimizasyonu sağlamak
gibi reformist yaklaşımlar aracılığı ile komünist felsefeyi, kapitalizmin temel sorunlarının optimizasyonunda tedavi olarak kullanmamak için hiçbir neden yoktur. daha evvel de belirttiğim gibi, komünist ütopyacıların göz ardı ettiği insanın bireyselciliğe yatkınlığı, kişiselleştirme arzusu, hoşgörü ve özsahiplik ilkeleri ile eşitlik, refah paylaşımı gibi kuramlar sentezlenilerek reformist neoliberal bir yaklaşım hem ütopyadan uzak, hem de uygulanabilir bir sosyal devlet anlayışı ile günümüz dünyasında bir doktrin olarak kullanılabilir.
No comments:
Post a Comment